Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Shiva Rea’

Chakra Vinyasa Gun 2

Once bosluk vardi. Shiva ile Shakti’nin elele donerek dansindan hava oldu. Hava atesi yakti, ates eriyerek su oldu. Su topraga dokuldu. Bes elementin tantrik hikayesi boyle.

Bedenimizde bu bes element her hucremizde bulunuyor. Enerjetik olarak. Her sey gibi, biz de enerjiyiz. Cakra denen subtil noktalarin her birinde bir element daha baskin. Bogaz cakramiz (vishuddha chakra) eter, kalp (anahata) hava, karin (manipura, solar pleksus) ates, sakrum (svadhisthana) su, kok (muladhara) toprak. Hepsinin ayri bir sesi, enerjisi var.

Bugun, sesle tedavi ettik kendimizi. ‘Mukemmel yoga nidradan uyandigimizda altarimiz degismisti. Ganesha heykelcigimiz daha neseli bir seyler giyinmis, arkadaki resim chakralari gosterir olmustu. Alex diye bir ses uzmaninin getirdigi vibro acustic table diye bir cihazdan ses dinleyerek titresimlerimizi hissettik, inanilmazdi. Lailaheillalah ve yahudi mantralari soyledik. Dansettik, su ve topraga karistik. Birazdan yine halka acik derse katilacagiz. Shiva’nin gelistirdigi Jala namaskar (suya selam) ve hridya namaskar (kalbe-havaya selam) yapacagiz. Yarinki atese (agni namaskar, 108 sinav cekiliyor) hazirlanmak icin dinlenecegiz. Dun, elementlerin tek tek uzerinden gecen chakra namaskarin tadi hala damagimda. Topraklanirken agir agir hareketler, suda akiskanlik, atese gecince birden kova kova terleyisimiz… Bugunku uykudan guzel sesiyle bizi uyandirirken Shiva neseyle sordu, hic boyle yoga hocalik egitimi gordunuz mu? Haha, tabi ki hayir!

Kalbimi acmaya gidiyorum. I am loving!

Reklamlar

Read Full Post »

Chakra Vinyasa Gun 1

Dun, Fluid Power modulunu bitirdik. Sabah self practice harikaydi. Herkes sectigi seriyi kendine gore değiştirip yaparken Shiva Rea ve asistanlari dolasiyor, duzeltmeler yapiyor, sorulari cevapliyordu. Cok iyilestirici bir deneyimdi. Gecen sene katildigim Embodying the Flow egitiminde de ayni sureci gerceklestirmeden bir gece once uzun uzun calismis, serimi hazirlamistim ve kişisel pratik sirasinda, aslinda bunlara hic gerek olmadigini, her seyi akisa birakmanin daha dogal ve guzel oldugunu gormustum. Hayata dair bir ders daha… Bu sefer, aldigim bu dersle hareket edip rahat davrandim. Her sey daha guzeldi, soracak daha cok sorum, alacak daha cok cevabim oldu.

Yumusak ve akiskan, bu sabah ikinci module basladik. Gidenler, yeni gelenlerle degisik bir enerji seviyesine gecti sinif. Genel bir yorgunluk hali var hepimizde. Dun Fluid power’in tepe noktasindaydik, simdi cakralarimizda akiyoruz. Bugun enerjim pek dusuk, biraz uzgunum ama bu da surecin bir parcasi. Enteresan ruyalar goruyorum ve hepsini not aliyorum. Bir cok sey gosteriyor bana. Dunku yoga nidrada, bedenimde hic farketmedigim gerilimler gordum, simdi onlara daha cok dikkat ediyorum.

Shiva Rea, muhtesem yoga anlayisiyla gelistirdigi cakra vinyasa yaptirdi bugun. Her elementi tek tek hissettirdi. Sadece asanalar degil, ses tonu, kullandigi muzik ile degisik bhavalarda (his durumu) gezintiye cikariyor, her dersin sonunda eve biraz daha yakin, biraz daha donusmus oluyoruz. Sabah Chris Tompkins yine bizimleydi ve cakra elementleri, cakralara tantrik yaklasim uzerinde durdu. Her cakranin sesini, yarattigi titresimi deneyimledik. Bedenimizin kutsalligini bir kere daha anladim. Onun Shiva ve Shakti’ nin dansinin bedenlesmis hali oldugunu, shaktinin (yaratici feminen guc) bedende zaten dansettigini anladim, nefes ile. Her nefes alis bir yilin alti ayi, her nefes veris yilin diger yarisi. Her nefes alis ayin ilk 14’u, her nefes veris kuculen ayin 14′ u… Ve ruhumuz, lotus cicegi olan kalbimizde dolanan bir ari. Lotusun her yapragi bir durumunu temsil ediyor; korku, sakinlik, zenginlik, gibi. Her durumun bir negatif bir de pozitif hali var. Sakinlik iyi ama temebellige kadar gidebilir, gibi. Cicekte dolanan ari, tikali kanallar yuzunden bir yaprakta takili kalabilir. Yoga, arinin ortada ozgurce dolanip, hayatin nektarindan icerek mutlu olmasi demek. Zamansizlik demek. Acilarimizin kaynagi olan zamandan kopmak demek (gecmis, pismanlik, gelecekse korkulari tasir).

Ogleden sonra yine teori ve hocalik sureci ile ilgili bilgilendirildik. Vay, ben bitirmisim bile, okumalarim ve hazirlayacagim videodan sonra tataaam prana flow yoga ogretmeniyim!

Yorgunum ama nasil guzel bir yorgunluk, nasil huzurlu bir sukretme hali…

Yogayi ve Shiva Rea’ yi cok seviyorum ve biliyorum ki bu sevginin kaynagi onlar degil, ben kendimim.

“Birini sevdiginiz zaman, sevginin kaynagi o kisi degil kendinizsiniz. Eger kaynak o kisi olsaydi, sizin o kisiye karsi hissettiginiz seyi herkesin hissediyor olmasi gerekirdi.” Chris Tompkins

Read Full Post »

gun 3

Okyanus etkisi mi, sabahki Kalari mi, yoga mi, Shiva mi, yolda olmak mi, Kaliforniya sarabi mi, hepsi birden mi…

Istanbul’da olacam, sabah 7’de kalkip iki saat kalari ustune iki saat yoga yapicam, ustune teori, ustune alisveris, ustune party timee (!) ve hala yalinayak sahile kosup, gecenin 10’unda sahilde tek basima dansedicem… Im kan siz! 🙂

Shiva Rea, Kerala’nin savas sanati Kalari ogretti bu sabah. Ne kadar estetik, ne kadar guclu, ne kadar shakti’yi uyandirici bir calismaydi. Uzerine 108 Ganesha Mantrasi, ustune iki saat yoga. Kan ter icinde huzurlu bir savasana.

Chris ile spanda yoga; çakra sesleri aaaaa, iiiiii, uuuuu…. Kalbimiz, bogazimiz, burnumuz tir tir titreyerek aciliyor!

4’ten sonra bosuz. Yemek, alisveris. Spiritüel kitaplar satan Mystic Journey Kitabevi’ nde bir iki saat geciriyorum. Bizim bir kitabevinde bu kadar çok Rumi (Mevlana Celaleddin Rumi) kitabı var mı acaba? Butun kitaplari alabilirim! Kitabevinin bir köşesinde sonuna yetiştiğin bir de söyleşi var, konu tasavvuf. Yazar/akademisyen, şeker yüzlü bir amca konuşmuş. Yaşlıca bir adamdan ilk soru geliyor; peki madem İslam bu kadar barışcıl, sevgi üzerine kurulu, neden şimdi öyle görünmüyor? Şeker yüzlü amca Kur’an’ın derin anlamından bahsediyor. Okudukça derinleşen, kalben anlaşılan bir lütuf olduğunu, bahsettiği düşünürlerin bu derinliğe inen aydınlar olduğunu anlatıyor. Yoksa politika, hepimizin bildiği gibi çirkin bir şey. Mystic Journey’den çıkıp, ışıklı bir sokaktaki bir banka oturup, karşımdaki ağacın altındaki renkli bisikletin fotoğraflarını çekiyorum. Oradan geçen bir adam bana aşağıdaki pozu veriyor. Burada herkesin herkese selam verip hal hatir sordugunu soylemis miydim? Hemen arkadas olduklarini?

Chris’in kaldığı otelde vereceği partiye gidiyorum. Parti dediysem, Amerikan ev partisi işte. Yogik Kaliforniya farkı, iyi şarabın yanında sağlıklı abur cubur olması. Gayatri mantralarla gunesi batiriyoruz.

(Chris ile kafamiza gore asana sergilerken)

Kendimi sahile atiyorum, kulagimda gumbur gumbur muzik dansederken (bunlar buralarda normal şeyler, kimse sizi garipsemiyor), evsiz arkadasim Gregory ile tanisiyorum. Paranin anlamsizligi uzerine konusuyoruz. Odama donuyorum ama hala dansedesim var. Allahim, uyumam lazim. Yarin sabah 6:30’da sadhanamiz varrr!

Read Full Post »

Fluid Power 2. gun

Bugune, yine sabah 7’de,  hedef asanasi parsva bakasana olan iki saatlik bir sadhana ile basladik. Krishnamacharya vinyasa akimi hedef asanalar oneriyor. Shiva Rea’nin uc basamakli vinyasa metodu da bunun uzerine kurulu. Sabah sadhasaninin uzerine yine halka acik dersi icin iki gruba ayriliyoruz. Pratige katilacaklar ve gozlemleyecekler. Dizlerimin uyarisiyla gozlemi tercih ediyorum. 100 kusur kisinin ayni anda hareket etmesini izlemek, icinde olmak kadar heyecan verici. Amerika’lilarin yogaya yaklasimini, Pasifik’in enerjisiyle spirituellesmis Kaliforniya’yi cok seviyorum, kim ne derse desin!

Dersten sonra yine şahane bir selamlama olan Dancing Warrior 1008’i ogreniyor ve ozledigimiz uzun savasanayi yapiyoruz. Biz derin derin gevşerken Shiva dusunu alip geliyor! Kadının dakikası boş geçmiyor. Bu transformayon yolculugumun temasinin “eve donus” oldugunu anliyorum bu savasanada.

Ogleden sonra Chris Tompkins ile Spanda’dan bahsediyoruz. Tompkins, Tantra calisan bir akademisyen (akademisyen demek dogru mu bilmiyorum, Ingilizce “scholar”  denen cinsten. Titreşim demek olan spanda hepimizin icinde var ama ozellikle kosullanmalar yuzunden onunla baglantimiz kesik. Bu, kök titreşim. Yaradılışımızın özü gibi bir şey. Tantra, en cok ses kullanarak onu uyandirmaya calisiyor. Shiva’nin bilincinden ve Shakti enerjisinden bahsediyoruz. Shiva erkek, Shakti disil enerji olarak bilinir. Ama ikisini birbirinden ayirmak cok zor. Insan anlayisinin bunu kavramakta cok zorlanacagini cunku aklin sinirli oldugundan bahsediyor Tompkins. Beni en cok etkileyen kismi, sekiz yil once kaybettigi babasinin cenazesinde bir kadindan duydugu sey. Kadin, olumden korktugunu soyleyen Chris’e okyanusu gosteriyor; dalgalarin yukselisi, kiyiya vurusu ve tekrar okyanusa donusunu. Her seyin ayni butunun parcasi oldugunu, olumun korkulacak bir sey degil, sadece form degistirmekten ibaret oldugunu soyleyen kadinin hikayesi, annesinin olumunun uzerinden bir sene gecmek uzere olan bana biraz dokunuyor. Hemen ardindan konuyla ilgili bir saka yapan Chris, surekli yas tutmanin, insanin kendine haksizlik etmesi demek oldugunu soyluyor. Her seye cevap geliyor iste 🙂 Aksamki trans dansi annecigimin guzel ruhuna adiyorum.

Tantra, evrenin acilma ve kapanmasindan ibaret oldugunu soyluyor (genisleme ve daralma: expansion and contraction). Hayatimizda genisledigimiz ve daraldigimiz anlari, hepsinin gerekliligini, hele daralmanin en iyi ogretmen oldugunu bir kere daha hatirliyoruz.

Aksamki Keçak ve trans dans seansından once, cilgin Venice sahilinde biraz yuruyorum. Venice asagidaki derecede garip insanlarla dolu! Ve karsilastigim drum circle da o derece neseli.

Okyanusu seviyorum, her seyi anlatiyor. Her seyi ozetliyor, her seyi iceriyor. Dalgalar hayatimizin her aninda, is ki uzerinde sorf yapabilelim.

Om shrim swaha!

Read Full Post »

Bomba gibi bir giris yapiyoruz. Shiva her zamanki gibi super!

Sabah 7’de acilis yapiyoruz. Kitaplarimiz dagitiliyor, Exhale‘in buyuk salonunda altarimiz (Ganesha) hazir. Shiva, Ganesha heykelinin kendisine hediye edildigini ama onun evde degil, yoga salonu gibi kalabalik ve enerjinin bum bum attigi bir yerde olmasinin daha degerli, cunku Ganesha’nin buna ihtiyaci oldugunu soyluyor. Icimizdeki ogretmene, maha guruya guvenerek hareket etmemiz gerektigini anlatiyor. Bunun bir egitim degil, bir uyanis oldugunu, yoga ogretmeneleri olarak egitmenden cok, uyanisa yol gosterici gorevimizi hatirlatiyor. Tabi once kendi uyanisimizin, spanda shakti’nin bedenimizde vucuda gelmesinin gerekliligini…

Kendi icimizdeki yaratici gucu onurlandiracak bir mantra ile basliyoruz: 108 kere “Om Srim Swaha”yi soyledikten sonra hepimiz daha merkezde, daha kendimizleyiz. Shiva yine hatirlatiyor: don’t check out, check in, something’s waiting for you. (disariyi degil icinizi kontrol edin, sizi orada bir sey bekliyor). Bu 10 gunun dönüşümü neler gosterecek, merak ediyorum. Bu bilinmezlik, tecrubeyi daha degerli kiliyor. Her seyin sonunu bilseydik ne kadar sIkIcI olurdu, degil mi?

Bu arada bir cep telefonu caliyor. Cok bilindik, herkesin olabilecek bir telefon melodisi. Shiva, konusmayi kesip
son derece seker bir sekilde telefonun sahibinin utanmamasi gerektigini, gidip kapatabilecegini soyluyor. Herkes telefonunu acik unutabilir! Evet bu melodi herkesin telefonundan geliyor olabilir ama cep telefonu melodisinin, kendi bebeginin sesini taniyan anne gibi sahibince taninacagini soyluyor. Konuyla ilgili bir suru saka yapip telefonun sahibini rahatlatiyor, o da gidip kapatiyor. Egleniyoruz : )

Poilerimizi alip cevirmeye, kendi yaratici enerjimizle oynamaya basliyoruz. Sonra poileri birakip ozgurce dansederken, Shiva’nin herkese acik sinifinin saati geliyor. Kapi acilip egitim disindaki insanlar iceri girmeye basliyor ve Shiva herkesi dansa katiyor. Bizim gibi iki saattir orada olmayan insanlarla entegre olup hep beraber
dansediyoruz. Ve ders basliyor… Vay vay vay! Mandala namaskar hazirligi ve bir kac tur mandala namaskardan sonra su icindeyim. Sivi bedenim uyaniyor, terliyorum, yumusuyorum ve egleniyorum! Yolculugun ve San Francisco’da gecirdigim zor haftanin, hatta belki de yillarin yorgunlugu ortaya cikiyor, gerginlikler erimeye basliyor. Ama bu daha baslangic! Shiva, bedenin muthis degisim kapasitesinden bahsederken, hic yapamadigimi sandigim bir asananin icinde buluyorum kendimi. Astavakrasana mi?… Hem de o sekilde bir serileme ile gecerek mi? Vaaay, kendime inanamiyorum.

Dersten iki saat sonra yeniden bulusacagiz. Hizli bir dus, yemek ve kosarak yine Exhale. Bu sefer daha yakin bir yerde kaldigim icin sansliyim. Iki dakika mesafedeki hostelim cok sessiz degil ama hem merkeze hem okyanusa yakinlik ve ucuzluk her seye bedel.

Ogleden sonraki 4 saatlik bulusmamiz sirasinda, sesin onemiyle ilgili bir video izliyoruz. Ses titreşiminin maddesel olani nasil degistiridigini. Bedenimizin enerjetik yapisini konusuyoruz. %75’i su olan bedenin degisim gucunden, bedenimizde enerjetik olmayan yani, aslinda degisim potansiyeli tasimayan kaskati bir yer olmadigindan, boyle bir nokta bulmanin Nobel odulu kazandiracagindan bahsediyoruz. Suyun gucune iliskin komik bir ornek veriyor Shiva.

Kravati, takim elbisesi icindeki Dick Chenney’i ve benzerlerini dusta dusunun, diyor. O kaskati insanlar bedenlerine su degince nasil da degisirler. Hic, toplantidaki ya da televizyondaki gibi kaskati bir halde dus alan gordunuz mu… Cok komik bu kadin! Yillarca dansetmemis insanlardan bahsediyor, dansetmeyi bilmeyen toplumlardan (yoo biz biliriz ama dansetmekten cekindigimiz dogru – ‘biz biliyoruz da mi oynuyoruz”).

Sivi bedenin guna’lari, ozelliklerini konusuyoruz; donusturucu gucu, esnekligi, yaraticiligi, spontanligi, yenileyiciligi…

Kitabimizda yoga yapmak ile yoga olmak arasindaki farklari da siralamis Shiva. Ornegin; bir hedefe yonelik asana icra etmek yoga yapmakken, asananin bedende olusmasina izin vermek yoga olmak oluyor. Frankestein gibi kollari iki yanda tutmaya calismak yoga yapmak iken, pranayi hisseden alici ellere sahip olmak yoga olmak… Baskasinin onayi icin asana yapmak veya ic huzur, mutluluk icin yapmak, gibi.

Daha sonra, Shiva’nın geliştirdiği mandala namaskar’lari (döngüsel selamlamalar – kendi etrafında dönerek yapılan akışlar) elle düzeltme yollarini partnerlerimizle calisip, Okyanus Aşram’ı dediğimiz, okyanus kenarı çimenliğe dogru yola
cikiyoruz. Burada da gruplara ayrilip iki namaskari ogretmeyi ogreniyoruz. Neyse ki esim bir Slovenya’li. Ikimizin
de anadili Ingilizce olmadigi icin arada sacmalayip egleniyoruz. Baska bir dilde ogretmek zor, zorlandigimiz yerde ayrintili anlatmak yerine, “evet bunu iki kere kendi kendine yap,” diyebiliyoruz. Hos, bir Amerika’li ile es olsam da ayni maymunlugu yapabilirim. Ortam rahat ama bu, disiplinsizlik demek degil. Maymun demisken… Gecen seneki egitimde Monkey Chant yapmistik. Yaptiran aktor hoca da sinifimizda ve spontan olarak kisa bir monkey chant (keçak – endonezya kökenli bir dans ritüel) yapiyoruz ogleden sonra. Dogal hareketlerle, birbirimize uyumlanarak sesler cikarip maymunlaşıyoruz 🙂 Nasıl bir şey olduğuna dair Baraka filminden: http://www.youtube.com/watch?v=aGXcnWUqV-Y&feature=related si di bo di!

Aksam What the Bleep Do We Know gosteriliyor. Filmi daha once uc kere izlemis oldugum icin erken kaciyorum. Bugunku yorgunlugu atmam, dizlerimi dinlendirmem ve yarina hazirlanmam gerekiyor.

Hava serin, okyanus bugun deli deli esiyor ama her zamanki gibi bir numara! Uykuya gidiyor, kendimi donusturucu bir ruya yolculuguna birakiyorum. Om shanti!

Read Full Post »

Prof%20T%20Krishnamacharya3Sri Tirumalai Krishnamacharya, dünyada oldukça yaygın olarak uygulanan yoga türlerinin geliştiricisi, hatta icat edenidir. Yoganın batıya taşınmasında önemli rolü olan Indra Devi, Asthanga Yoga’yı dünyaya yayan Sri Pathabi Jois, asanayı hizaya getiren Iyengar , yoga terapi ve kişiye özel viniyoga’yı geliştiren  T.K.V. Desikachar, Krishnamacharya’nın öğrencileridir.

Yoganın reformistlerinden olan Krishnamacharya’nın hayatına dair fazla döküman yok, ne bir hatıra defteri, ne fazla fotoğraf. Öretmenliğinin ilk yarısında sert, haşinken, hayatının son yıllarında son derece neşeli, yumuşak başlı ve her şeyle dalga geçen bir adam olduğu anlatılıyor.

Krishnamacharya 1888’de, İngiliz yönetimindeki Hindistan’da doğuyor. Bu dönemde yoganın esamesi okunmuyor, İngiliz yönetimiyle iyice karanlığa gömülmüş. Beş yaşındayken, babası tarafından yoga ile tanıştırılan Krishnamacharya, Nathamuni isimli bir gurunun soyundan geliyor. Gençliğinde yoga, Sanskritçe, mantık, matematik, hukuk çalışıyor ve 16 yaşında Nathumi’nin tapınağına gidiyor ve hayatta olmayan Nathamuni ile saatlerce  eski bir metin olan Yogarahasya (Yoga’nın Özü) üzerine konuşuyorlar. Krishnamacharya öğretisinin temellerinin dayandığı metinlerden biri bu.

Yoga ve asanaları çalışmaya devam eden genç Krishnamacharya, Brahmachari isimli bir guru ile karşılaşıyor ve onunla yedi sene, Patanjali’nin Yoga Sutra’larını, asana, pranayama ve terapötik yoga çalışıyor. Daha sonra Yoga Sutra’ların asıl yoga metni olduğunu ve hayat boyu çalışılması gerektiğini söyleyecektir.

Yoga o zamanlar (1920’ler) popüler olmadığı için, Krishnamacharya yoksulluk içinde yaşamaya başlar. Evlenir, bir yandan bir kahve plantasyonunda çalışıp, bir yandan ders verir. Bu dönemde yogaya ilgi, yoga bedeninin girdiği değişik şekillerin sergilendiği ve dişlerle ağır objelerin kaldırıldığı ilginç demonstrasyonlarla artıyor. Bu, Krishnamacharya’nın da aklına yatar. İlginin artması için o da gezip gösteriler yapar.

1931’de şansı döner ve Mysore’daki Sanskrit Okulu’nda çalışmaya başlar. Burada hem iyi maaş almakta, hem de tüm zamanını yogaya vermektedir.

Mysore’un yönetici ailesinin dikkatini çeker ve Maharaja’nın (kral) rahatsızlıklarını gidermesi üzerine, sarayın bir salonunu yoga okulu (şala) haline getirmesi teklif edilir. Bu dönemde Krishnamacharya Asthanga Yoga’yı, yani hareketlerin seri halinde birbirini takip ettiği vinyasa yogayı geliştirir. Patabhi Jois’in hiç değiştirmeden taşıdığı ve bugün de uygulanan, başlangıç, orta ve ileri olmak üzere üç temel seri geliştirir.Krishnamacharya_T-1e703

Krishnamacharya’nın öğrencileri genç erkeklerden oluşmaktadır. Bireysel ve grup dersleri verir ama kadın öğrenci kabul etmez. Ta ki Mysore hanedanının yakın dostu Rus bir kadın olan Indra Devi kapısını çalana kadar. Devi önce reddedilir ama o kadar ısrar eder ki, Krishnamacharya bir kadına, hem de yabancı bir kadına yoga öğretmeye ikna olur. Başlangıçta günün garip saatlerinde ders vermekte ve oldukça zor bir diyet yaptırmaktadır. Indra Devi her zorluğu aşar ve gurunun zamanla çok yakın dostu da olur. Devi, bu dönemde aldığı ders notlarıyla 1953’te bir best-seller yazacaktır (Forever Young, Forever Healthy). Çin ve Sovyetler Birliği’ne yogayı taşıyan Devi 1947’de Amerika’ya taşınır ve Elizabeth Arden, Marilyn Monroe, Greta Garbo gibi ünlülere yoga öğretmeye başlar. Zamanla Asthanga Yoga akışını kendi yumuşak yöntemine çevirir.

Iyengar da bu dönemde Krishnamacharya’nın öğrencisi olur Çok parlak bir öğrenci değilken, bir gün, verilecek derste hareketleri gösterecek öğrenci ortadan yok olunca iş Iyengar’a kalır. Hocasını şaşırtacak derecede başarılı olan Iyengar ile hocası özel olarak ilgilenmeye başlar.

1947’de Hindistan bağımsızlığını kazanıp hanedanlıklar yok olunca Krishnamacharya’nın okulu da kapanır. Vivekananda Üniversitesi’nde çalışmaya başlar. Bedene özel yoga uygulama yöntemleri geliştirir. Her hareket, değişik beden türlerine göre modifiye edilebilir… Krishnamacharya yoga ile değişik hastalıkları da tedavi edince adı şifacıya çıkar. Bugün Viniyoga diye bilinen, kişiye özel yoga terapi, oğlu T.K.V. Desikachar tarafından öğretilmektedir.

1989’da ölmeden önceki son yıllarında asanalar kadar ruhsal öğretilere de önem veren Krishnamacharya öğretisini kadim yoga metinlerinden derleyerek geliştirmiş, öğrencilerini de yoganın evrimine katkıda bulunmaları için cesaretlendirmiştir. Krishnamacharya, 1989’da, 101 yaşında ölür.

Öğrencileri ise bu geleneği devam ettirerek kendi öğrencilerinin gelişimlerini desteklemişlerdir. Bugün kendi okullarını geliştirmiş, ülkemizde de pek çok yoga hocasının özgeçmişinde adı geçen, çoğu Amerika’lı isim, işte bu gelenekten, Krishnamacharya akımından gelmektedir. Aşağıdaki resimde tamamı görünmeyen bu isimler, Krishnamacharya akımıyla yetişmiş ve yogayı günümüze uyarlamış kişilerdir. (Aşağıdakilerin yanı sıra Tias Little, Scott Blossom, Chris Chavez, Richard Freeman ismi geçmesi gereken hocalardır). Yoga, doğası gereği, daha doğrusu doğanın gereği aynı kalmayacak, evrim geçirerek yaşadığı güne uyarlanacak, gelişecektir. Krishnamacharya, işte bu yolu açmıştır.

 kmlineage

 Kaynaklar:

Fernando Pages Ruiz, Krishnamacharya’s Legacy, Yoga Journal

T.K.V. Desikachar, The Heart of Yoga

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: