Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘kişisel gelişim’

http://yogadergisi.com/yasam/9-8-lik-yoga/600-halihazirda-analiz-edilmistir

Kendime yeni bir t-shirt yaptırdım. Üzerinde “Already Analyzed” yazıyor: “Hâlihazırda Analiz Edilmiştir”. Türkçe ve İngilizce olarak iki dilde de yazıyor ki, birini anlamayan diğerini anlasın. Bunu niye yaptırdım, niye üstümden çıkarmıyorum, anlatayım.

Biliyorsunuz, bizim gibi “kişisel gelişim” kategorisindeki konularda eğitim almış, kendimizce kendimizi çözdüğümüzü, dolayısıyla bütün dünyadaki insanları anladığımızı BİLEN  tipler herkesi analiz etmeye ve aklımızca müdahalelerde bulunmaya bayılırız. Bayılmanın ötesinde, buna hakkımız vardır. Yoga eğitmenleri, yaşam koçları, şamanik terapistler, enerji uzmanları, spiritüel savaşçılar filan hep böyleyiz. Çünkü kendi derinliklerimize ulaşma cesareti gösterebildiğimiz için bunu yapamayan, kendini bilmeyen, bilmediği için de mutsuzluktan kıvranan cahilleri, yani dünyanın geri kalanını yola getirmemiz gerekir. Bu misyon, olağanüstü bir yetenekle birlikte bize tanrılar tarafından bahşedildi. Öyle bir yetenek ki bu, daha aldığımız eğitimin ilk gününden itibaren terapist ve analist kesiliveriyoruz. Bazılarımız bu eğitimi daha almadan, alma cesaretini bulduğu anda bu yeteneği aktive edebiliyor. Hem de kendi kendine. İnanılmaz!

Öyle bilge ve yetenekliyiz ki, yıllarını bu konuya vermiş, hem dirsek çürütmüş hem de kendi üzerinde çalışmış nice insanı hâkir görme, onları cehaletlerinden arındırma, mümkünse hepsini dizimize oturtup iyileştirme hakkına sahibiz. Çünkü bu cahiller bilmiyor, her gece uyurken biz kendiliğinden yeni bilgiler, anlayışlarla donatılıyoruz, üçüncü gözümüz parlatılıyor, gücümüze güç katılıyor. Tanrılar ve melekleri tarafından. 

Vapurda karşımızda oturan insanın tüm hayatını, sancılarını, hayatında müdahale edilmesi gereken noktaları bir bakışta çözebiliriz. Bize sevgilisinden şikayet eden arkadaşımızın ve sevgilisinin asıl sıkıntısını bir çırpıda anlar, yerinden çıkmış bir kemik gibi iki dokunuşla yerine oturtabiliriz. Rüyalar mı? Hahah, en sevdiğimiz, en bildiğimiz alandır. Bize rüyanızı anlatmanıza bile gerek yok, biz size ne rüya göreceğinizi öğretebiliriz. Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde doktorun Hayri İrdal’ı tedavi ederken eline tutuşturduğu “rüyanda görmen gerekenler” listesi bizim tarafımızdan hazırlandı. Bu hayatta olmasa bile, geçmiş hayatımızın bir yerlerinde mutlaka biz hazırladık o listeyi, hâlâ geçerlidir. Geçmiş hayat demişken, birine bakar bakmaz bu hayatında yaşamış olduğu travmaları anında anlayıverdiğimiz gibi, geçmiş hayatlarını da çözebilme yeteneğine sahibiz. Herkese ama herkese “bence sen şöylesin ve böyle yapmalısın,” kalıbıyla müdahale edebiliriz. Çünkü bizler, biz son hayat bükücüler dünyaya bir düğmecikle geldik. Zamanı geldiğinde bu düğmeye basıldı ve tataam birdenbire herkese müdahale edebilir şanslılar olduk. Mesleğimizin etiği, âdabı budur.

Aslında abartıyorum tabi, sizi kandırmaya çalışıyorum. Tanrısal yeteneklerimiz yok. Sırrımız şu: Bizim elimize, şimdi açıklayamayacağım kişi ve kurumlar tarafından bazı liste ve şemalar tutuşturuluyor. Bu şemalar bize insanları nasıl kategorize edebileceğimizi, hangi sorunun neye bağlı olduğunu, nasıl çözülebileceğini ayrıntılı bir şekilde içeriyor. Ayrıntı dediysem, o kadar da fazla kategori yok. O kadar fazla kategoriye gerek de yok. Bütün insanlar aynı nasılsa. Ben kendi derinliklerimde ne bulabildiysem, karşımdaki de o kadardır. Ne olacak… Ben ne kadarına cesaret edebildiysem, kendi zihnimin labirentlerine düşmeden, başkasına asla ihtiyaç duymadan ne kadarını anlayabildiysem karşımdaki de o kadar olabilir, fazlası eksiği olamaz. Benim bir başkasının görüşüne ihtiyacım yok, ama onların var! Bana ihtiyaçları var. Her gece binlerce yıllık bilgeliği taşıyan bu bilimsel şemaları hatmediyor, ezberliyor, ertesi güne hazırlanıyoruz. Biri bize hasbelkader bir merhaba dese hemen zihnimize şemaları çağırıyor, ilgili kategoriyi buluyor, işaretli kutucuklar eşliğinde teşhisi koyuveriyoruz. Karşıdakini dinlememize bile gerek yok. Eğer çözüm yolunu tam olarak hatırlamazsak (ki o kadar da fazla çözüm yolu yok da işte aramızdan da bazı cahiller çıkıyor), “sevgiyi bul, sevgiyi araştır,” filan gibi genel geçer şeyler söyleyip karşımızdakine biraz tepeden tepeden bakarak durumu kurtarıyoruz. Eğer karşımızdaki bizi anlamazsa ki genelde oluyor bu, “şimdi kabul etmedin ama yakında anlayacaksın ne demek istediğimi, bana verilmiş kutsal yetenekle sana dokundum, bir dokunuşla seni kurtardım” diyerek biraz da ürküterek ortamdan sıvışıyoruz. Süreç kendiliğinden işliyor ama biz bize gerek olmadığının farkında da değiliz. Niye olalım, dünyayı biz kurtaracağız.

Bazılarımız bu bilgeliği kötüye kullanabiliyor. Örneğin ilgilendiği kıza kendini açmaktan, içindeki boşluğun görüleceğinden çekinen bazı arkadaşlar “bence sen şöylesin, böyle yapmalısın,” kalıbıyla kız tavlamaya çalışıyor. Bir süreliğine başarıyor da. Aramızda bunları hoş görmüyoruz ama ses de çıkarmıyoruz, bir kereden bir şey olmaz ya da aman adımız kötüye çıkmasın, diyerek. Gerçi biz birbirimizi de çok tutmayız, herkes bir diğerini kötüleyebilir, kendini öne çıkarmak için türlü dedikodular yapabilir ama bunu da farkındalık ve egosuzluk (!) kisvesi altında yaptığımız için sorun olmuyor. Aramızda çıkan en büyük sorunla birbirimize müdahale etme aşamasında karşılaşıyoruz. Kendimizi tutamadığımız anlarda “bence sen şöylesin, böyle yapmalısın,” kalıbını kendimiz gibi muhteşem analistlere uygulamaya çalıştığımız anda nahoş şeyler olabiliyor. Alınan eğitimin kaç saat olduğu, kaç yıldır bu yolda olduğumuz, ne tür terapiler gördüğümüz gibi hiyerarşik tartışmalar çıkabiliyor, sanki çok önemliymiş, eğitim, derinleşme, içselleştirme falan çok gerekliymiş gibi. Oralara girmeyelim, adımız kötüye çıkmasın. Ne de olsa kaç hayattır sevmek bizim işimiz.

İşte nice peygamberlerin, uzmanların ve terapistlerin insanlık için beceremediğini yapmak için dünyaya gönderilmiş biz son sevgi bükücüler, daha doğuştan yetenekliler, iki günde kendimizi analiz etmiş ve herkesi analiz edebilen şanslılar böyleyiz. Fakat son zamanlarda bizden olmayan bazı kendini bilmez cahillerin de bize öykündüğünü, bir kitap okuyup kendilerini bir şey sandığını, BENİ analiz etmek istediğini görüyor, üzülüyorum. Elimizden geleni yapmamıza rağmen dünya ilginç bir yer olmaya başladı. O yüzden kendime bu t-shirt’ü yaptırdım, severek giyiyorum. Kendi kendimi analiz edebilmiş ve herkese de bu konuda eğitmenlik yapabilecek, aşmış, ermiş biri olarak bu hadsizlere karşı kendimi koruyor, analiz meraklılarını sarımsak görmüş vampir gibi kendimden uzaklaştırabiliyorum. Herkese tavsiye ederim. 49 TL karşılığında benden alabilirsiniz. 

analiz

Bu yazılar ne iş?

Reklamlar

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: