Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘asteya’

Evet, nerde kalmıştık? Dere tepe düz gitmiş, bir arpa boyu yol almıştık. Yazlar sonbahara, sonbaharlar kışa dönmüştü, biz suskun kalmıştık.

Bu kadar zaman sonra hafif açılışı, bittabi, Yoga Sutra’lardan bahsederek yapmak isterim. Bütün gündelik uğraşlar, büyük emeller, yakın ilişkiler, biten günler, telaşlı yolculukların içinde her gün yeniden elime aldığım, en içinden çıkılmaz zamanlarda iki cümleyle hizama yardım eden o enfes metnin bence en güzel yorumlarından birisi Sri Swami Satchidananda’nınki: bu. Bu metinler, derinliğe sahip olduğundan her okuyuşta, herkese farklı yorum şansı veriyor. Bir gün anladığımız bir sutra, iki yıl sonra başka bir anlamıyla karşımıza çıkıyor. Elbette anlatmaya çalıştığı öz aynı. Ama o öze ulaşan yorumlar farklı. Satchidananda’nınki de bu çeviri/yorumlardan birisi. Tatlı örnekler, hikayeler, benzetmelerle öyle güzel yorumlamış ki, değil sutralar, yorumlar bile her okunuşunda başka bir derinlik kazanıyor sanki. Gönülden, açık bir kalple sutraları okuyanlar bilir. Sıradan gitseniz de, her gün rastgele bir sutrayı okusanız da sutralardaki anlam, ya da o an kavradığınız anlam hayatınızda bir şeylere denk gelir. Merak ettiğiniz bir sorunun cevabı, içinden çıkamadığınız bir durumun kapı anahtarı karşınıza çıkıverir. Hoş, ben bütün evrenin böyle bir mekanizmayla işlediğini düşünüyorum ya neyse, konuyu dağıtmayalım.

Bahsetmek istediğim, Yoga Sutra’da geçen, yoganın sekiz basamağından biri olan yama‘lardan asteya, yani çalmamak (yama niyamalara kısa bir giriş için buraya). Asteya’nın açıklandığı II-37. bölümde  Satchidananda, hepimiz hırsızız, diyor. “Aldığımız nefesle doğadan çalıyoruz. Kimin nefesi aldığımız? Doğanın. Peki bu nefesin karşılığını veriyor muyuz? Bir şeyi kabul edip, alıp, karşılığında bir şey vermezsek hırsızız,” diyor. Genellikle bir şeyleri alıp hapsetmeyi sevdiğimizden, paylaşmamamızdan bahsediyor. “Alıp bankalara kilitlediğimiz paralar oturdukları yerden dua ederler; ‘biri beni kurtarsın, burda hapis kaldım, kurtarın beni..’ Sonra bir hırsız gelir ve paranızı ordan kurtarır. Parayı, malı, mülkü, şeylerinizi hapsetmeyin diyor usta, paylaşın. Komşununkinden daha çok alanı olan, diğerinin alanından çalmıştır. Kapitalizm, pek çok insanı aç bırakmış, karnı doyanları hırsız etmiştir, diyor. Hükümetler, kendi açgözlülükleri için yarattığı savaşlarla halkların huzurunu çalmaktadır. (Kaynak, ilgili kitap, 133-137. sayfalar)

Gündelik hayattaki hırsızlıklarımıza bakın bir de! Sırf sinirimiz geçsin diye kavga ettiğimiz çağrı merkezi elemanları… İşiniz olsun diye, kurumun bütün yükünü taşımaya çalışan o zavallının huzurunu çaldınız. Arabanızla her gün onca yolu tek başınıza alıp, trafik yarattınız, bir kaç kişinin rahat seyahat etme hakkını çaldınız, soluduğum havayı kirlettiniz. Cins köpeğinizi çiftleştirip yuvalandırdınız ve belki bir sokak köpeğinin yuvalanmasına engel oldunuz, o hakkı aldınız. Kötü beslenip kendi bedeninizin sağlık hakkını çaldınız. Bir gülümsemeyi esirgediniz, onu kendinize sakladınız. Bu güneş her gün doğdu, kaç kere kalkıp selamladınız ya da iki şarkıyla kutladınız… Hep ikinci çoğul şahısla suçluyorum sanmayın, bol bol üstüme alınıyorum. Almayı bilirken, verdiğimizde pinti olduk. Kendi haklarımızı almaya çalışırken diğerinin avcundakini de kaptık. Kullandığımız her naylon poşetle kimbilir nelere malolduk, doğadan çaldık, gelecek nesilden aldık. N’apalım, dedik, düzen böyle; iyi bir dünya şansından vazgeçtik, yine gelecek nesillerden çaldık.

Ruhumuzun özünü bilmeyip, aslında niye burda olduğumuzu görmeyip kendi samskara döngümüzden huzur arakladık. Boş boş konuşup sessizliği yokettik, kelimelerimiz kırdı geçti, yine huzur yürüttük. Zamanı hep bizim sanıp boş boş harcadık. Pişmanlık ve endişelerle bugünü arakladık, belirsiz bir zamana hapsettik. Dünyanın en zengin insanı, diyor Satchidananda üstad, zihni sakin, telaşsız olandır. Geçmişe takılıp ya da sadece geleceğe odaklanıp “Şimdi ve burada”dan çalmayın, diyor.

Ben de ekliyorum; henüz ünlenememiş sahne sanatçısı Gülçin Ceyda’dan geliyor:

“Bu senin hayatın.

Çalma onu, ooo

hapsetme, paylaş, coş,

ooo asteya, paylaş coş”

: )

Om shanti

 

Reklamlar

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: