Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘aile dizimi’

İlişkiler hepimizin kafasını kurcalar, kimi zaman üzer, yorar, kimi zaman coşturur, taşırır. Arkadaşlığa ya da total kabullenmeye dönmedikçe, genellikle bir dengesizlik hali üzerine kurulmaya çalışılır. Yeni başlamış flörtten yıllar süren en dengeli evliliğe kadar her gün (her şey gibi) yeni bir aşama, yeni bir katman aşılır/soyulur/giyilir. Kimisi için sığınılacak bir liman, kimisi için diğer tüm olasılıklardan (diğer kadın ve/veya erkekler) vazgeçilen bir hapis düşüncesi, kimisi için bir özgürlük alanı, kimisinin arka bahçesi, kiminin hayatının merkezidir. Kimi kaçınır, kimi içinden çıkmak istemez. Hep vardır, yoksa bile fikren bizimledir. Çünkü ilişki, kendimizle ilişkimizin en güçlü aynası, kendimizi tanımanın en donanımlı laboratuarıdır.
Özünde, insanın eksik parçasını tamamlamak için giriştiği doğal bir eylemdir. Yaşaması kadar anlatması da çeterefilli bir eylem.

Svagito Liebermeister, 25 yıllık bir terapist. Münih Üniversitesi diplomalı bu Alman terapist, terapi ile meditasyonu birleştirmiş, Hellinger’in Afrika kabilelerinin ritüelinden feyz alarak geliştirdiği Aile Dizimi’nin bugün en başarılı uygulayıcısı. Aile Dizimi’nin ne şahane bir şey olduğundan sonra bahsedelim ama şimdi youtube’da yer alan Svagito’nun Aile Dizimi eğitiminin iki parçasını paylaşmak istiyorum; kadın-erkek ilişkilerinden bahsediyor. Aşağıda, anlattıklarını özetledim, bazı yerleri direk çevirdim:

“…ebeveynlerle ilişki, partnerle olan ilişki ile oldukça bağlantılır. kadın erkek ilişkilerinde yaşanan kargaşanın büyük kısmı, ebeveynlerimizden alamadığımızı partnerimizden almak istememizden kaynaklanır. bu, mümkün değildir ve uygun da değildir. öğrenmemiz gereken, bir çocuğun ihtiyacıyla bir yetişkinin ihtiyacını ayırdedebilmektir. eğer çocuk gibi isterseniz, tüm dileklerinizin gerçekleştirilmesini beklersiniz, ebeveynlerinizden ister gibi. eğer ihtiyacınızı bir yetişkin gibi gösterirseniz bu, bir çocuğun isteklerini dile getirmesi gibi olmaz. yetişkin ihtiyacı aslında bir erkeğin, kendinde eksik olan dişil özellikleri bir partnerden istemesidir. aynı şekilde, bir kadının kendinde eksik olan erkek özelliklerini tamamlamak istemesidir. bu farklıdır. bir adam kadına, ben dişil özelliklere sahip değilim ve bunları senden almak, sana da sahip olduklarımı vermek istiyorum, der. kadın da, sahip olduklarımı sana vermeye ve senden de bende eksik olanı almaya hazırım, der. denge budur.

(ç.n. eşcinsel ilişkilerde aktarım dişillik ve erkeklik üzerinden olmayabilir, ama yine aslolan eksik olanı tamamlama isteğidir)

kadın erkek için, “niye bu kadar rasyonel ve hiç duygusu yok,” diye düşünür. erkek de  “bu kadın neden sürekli duygusal travma içinde, neden biraz mantıklı değil,” diye sorar. diğerinin farklılığına saygı göstermeliyiz, anlamıyor olsak bile. kadınlar ve erkekler farklı dünyalardan gelir… hiç anlamadığınız birini sevmeyi öğrenirsiniz. karşıdakini anlama ihtiyacı da sürecin bir parçasıdır. tamamen anlamayabilir ve tamamen anlaşılmayabilirsiniz. anlaşılmak genellikle çatışmanın kökenidir. buna saygı göstermeliyiz. tamamen anlamadığım birini sevebilirim, tamamen anlaşılmasam bile. güzel bir resim değil mi? böylece ne olur, kalbiniz genişler ve yeni bir şey öğrenirsiniz.” (videolar aşağıda)

Hepimiz, ailemizin tarihini ve kendi geçmişimizi taşıdığımız bir bavulla bir ilişkiye varıyoruz. Genetik ya da yaşadığımız travmaların etkisiyle yaşıyoruz ve bunları ilişkilerimize de yansıtıyoruz. Anne-babamızla kurduğumuz ilişkinin partnerle ilişkimizle ne kadar bağlantılı olduğunu sadece Svagito söylemiyor. Ailede sevgi alamadıysak, sevgi vermemiz olanaksızdır. Ailede huzursuzluk gördüysek, ilişkimizi huzur üzerine kurmamız zordur. Ta ki bunları farkedip çözene kadar. Bir psikoloğun güzel bir lafı var; evlilik, altı kişilik bir yatağa girmektir; çift ve ebeveynleri; ebeveynlerden alınanlar ve onları memnun etmek için yapılması gerekenler!… Aynı şekilde, bir önceki ilişkinin enkazının, taşıdığımız bavulun diplerinde olması olasıdır. Belki de sevgilimizle paylaştığımız her anı üç-dört kişilik yaşıyoruz, eski sevgililerimiz, onun eski sevgilisi… Bir diğerinden taşıdığımızı aslında bambaşka olan bir insana yüklüyoruz ve sonra diyoruz ki; hepiniz aynısınız! Kimse birbirinin aynı değil. Bavulların boyutu, rengi, içeriği herkeste farklı. Bavulun “kirli çamaşır” gözünü boşaltıp, gerekiyorsa çıkanları yıkayıp katlayarak yeniden koymak, ya da bırakmak en sağlıklısı. Bu gözü partnerden, hatta kendinden saklayıp yayılan kokuyla herkesi meşgul etmekse kargaşanın bir diğer kaynağı.

Yeni yılda bavullarınız temizlensin,  ilişkiniz tazelensin, ilişkiniz yoksa sizi tamamlayacak eşinizi bulun dilerim. Eğer bulmak istemiyorsanız da yine bavulda ne var ne yok, bir bakın 🙂 Zaten Mevlana da diyor ki, yükünü atana tanrı kanat verir.
İyi seneler…


Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: