Feeds:
Yazılar
Yorumlar

#28gunyoga – 4.gün

NightPoem2-191x250

Tam bir yin günü geçirdim. Yaptığım en büyük bedensel aktivite aspiratörü silmek oldu galiba. Ama öyle böyle değil, bir saat falan harcadım kendisiyle. “Seni daha iki ay önce sildim, bu ne yağ, kir,” diye diye ovaladım cimcimeyi.

Beni tanıyanlar, gelişmekte olan temizlik manyaklığımı şaşırtıcı bulacaklardır. Ben de buluyorum. Neyse, aspiratörü bir kaç ay kendi haline bırakmak üzere dezenfekte etmenin dışında bedensel aktivite olarak bir de yoga yaptık tabi.

Akşamüstü yogası için bir yin serisi yaptım. Planlamadan oturdum, şöyle bir seri çıktı:

Wide knee child’s

Sphinx

Eka Pada Rajakapotanasana (sağ)

Janu Sirsasana  (eka pada’dan geçerek)

Shoelace (Janu sirsasana’dan geçerek) Diğer tarafta eka pada rajakapotanasana ile başlayarak son üçü…

Lying twists

Happy baby

Savasana

Cuma’lara yin çok yakışıyor.

Öyle çok yazı yazdım ki bugün, buraya cümle kalmamış.

 

Reklamlar

#28gunyoga – 3. gün

Derler ki zihin, ucu bucağı ve merkezi olmayan gökyüzü gibidir. Bu zihne bugün güneş doğdu.

Herkesin ritmi kendine özgü. Yoga mutlaka sabah erken yapılacak diye bir şey yok. Vallahi bu zorunluluklar yüzünden uzun zaman kendi yogamı geliştiremedim. Her sabah “ah bugün de kaçırdık,” diye pişmanlıkla doldum durdum. Ne zaman ki benim yoga yapma saatimin akşam üzeri olduğunu farkettim, işte o zaman kendime kendime yoga yapar oldum. Sabahları beden değil, zihin; akşam üzerleri de zihinden çok beden açık oluyor. Benimkiler de bu evrensel yasaya uygun hareket ediyor, ne yapalım. Mesela benim masa başı çalışma zamanım da sabah 7-12 arasıdır. Hoş, genellikle 8 gibi ancak oturabiliyorum ama 12’ye kadar kalkmadan arı gibi, her işi yapabilirim. 12 dedin mi, günün pitta saatiyle birlikte benim pitta’sı bol bedenimin de pili bitmeye, yemek için yanıp tutuşmaya başlar. Full-time ofis hayatını bu yüzden hiç sevemedim. Ofise varıyorsun 9’da. E biraz lak lak, yok kahvaltı, maillere ucundan bak, varsa sosyal medya açlığını gider falan derken saat oluyor 10. Gitti mi en verimli üç saat… Acele yetişmesi gereken bir iş yoksa o sabahlar iki saate sıkışmış ölü vakitler olurdu. Öğleden sonraların ritmi de güne, havaya göre değişir. Ama 5-6 gibi benim hareket edesim gelir. Yürüyüştür, yogadır, danstır, bir şey yapma vaktidir. Ha her gün yapıyor muyum, güldürmeyin canım, tabi ki hayır. Ama yoga saatim akşam üzeridir, orası kesin.

Bu ritme saygı duyma günü oldu bugün. Sabah 6’da mis gibi yağmura uyanmalar, dilim dilim karpuz yiyip karın şişirmeler,  oturup tıkır tıkır çalışmalar, börülce pişirmeler, ev temizlemeler, bir saati geçkin terlemeli merlemeli, akışlı nakışlı, güneşi bol (solar) yoga yapmalar… Rutin tıkırında işleyince duygular da dengede oluyor. Duygular dengelenince hayatın tuhaflıklarına boş boş bakabiliyorsun. Kendi zihnine odaklanıp onun sonsuzluğuna açılabiliyorsun. Şimdi aklımdakileri kağıda dökme, henüz aklımın yüzeyine çıkmamış ama kendini bir sis perdesi ardından hissettiren fikirleri doğan güneşle izleme vaktidir.

Om suryaye namaha!

 

http://www.yogadergisi.com/yasam/9-8-lik-yoga/615-yoga-ile-ilgili-esrarengiz-gercekler

Bu hafta sizin için yoga ile ilgili ilginç bilgiler derledim. Bazılarınız Ahimsa’yı yoga tanrısı, samsara’yı börek sansa da çoğunuz yoga üzerine engin bilgilere sahipsiniz. Öyle ki, sizden daha iyi bilen yok. Aşağıdaki maddeleri de dağarcığınıza katarak kendiniz araştırıp bulmuş gibi anlatabilir, eşe dosta hava atabilirsiniz.

  1. İlk maddemiz cv’sine henüz Hindistan seyahatlerini eklememiş olanlar için. Yoga sembollerinden birisi swastika’dır ve Hindistan’da adım başı bu sembole rastlarsınız. Anlamı “refahla ilgiliolan” demektir. Bunda ilginç olan ne derseniz, google’dan aratıp kendiniz görebilirsiniz.
  1. 2008’de yapılan bir araştırmaya göre Amerika Birleşik Devletleri’nde 16 milyon kişi yoga yapmaktadır (ki şimdiye kadar bayağı artmıştır) ve yoga malzemelerine harcanan para yıllık 5,7 milyon dolardır. Ağzınızın suyu aktı değil mi? Fiyatları yükseltin hemen, vurun beline beline, bizim neyimiz eksik?!
  1. Güvenli bir şekilde, yani abartmadan ve hırs yapmadan icra edilen yoganın hiç bir kötü yan etkisi yoktur.
  1. B. K.S. Iyengar’a göre (ay kendisiyle tanıştım ben, yoga yaptım falan, unuttuysanız hatırlatayım, Türkiye’de İLK ve TEK benim) her 30 dakikalık yoga pratiğinden sonra 5 dakika dinlenmek gerekirmiş ki sinir sistemi kendine gelsin, sakinleşsin, odaklanma kolaylaşsın. İlk derslerim sırasında “eyvah şimdi ne yaptırcam” konulu düşünme/dinlenme aralarını boşuna vermiyormuşum demek. O zamanlar daha bilgeymişim, işe bak.
  1. Yoga günde 90 dakikalık bir çalışma değildir. 7/24’lük bir uğraştır. Derste yoga sesi kullanıp biter bitmez küfretmeye başlamak, öğrencilere satya öğretip akşama yalanın dibine vurmak, çalmamaktan bahsedip başkasının fikriyle dersler, kurslar düzenleyip o kişiyi ekarte etmek falan… olmaz.
  1. Alexander ve Annellen Simpkins’e göre yoga globalleşmenin ilk ve en başarılı ürünüdür. “Yoga batıdan mı öğrenilir, peh” diye burun büküp ortodox ortodox gezinmenize rağmen bu böyle. Çatlayın ayol.
  1. Yoga bilgisinin de dayandığı tarihin en eski metni Veda’ların yazıldığı dil olan Sanskrit dili, yazılmaktan çok söylenerek günümüze gelmiş bir dildir. Veda’ların binlerce yıl kağıda dökülmeden sözlü olarak aktarıldığına ve orjinalinden hiç bir şey kaybetmediğine inanılır.
  1. Stefanie Syman’ın iddiasına göre yoganın Amerika Birleşik Devletleri’nde bahsinin geçtiği ilk tarih 1857’dir. Ralph Waldo Emerson’un bir şiiri üzerine yoga üzerine konuşulmaya başlanmıştır. Bakın bu benim için de yeni bir bilgi oldu ve konuyu araştırdım: Biraz daha detay burada.
  1. Bir kaç haftadır yazdıklarıma sinir olanlar, defalarca okuyup görmemiş gibi yapanlar, beğense de ses çıkarmayanlar, dedikodu kazanlarını kaynatanlar, kendileriyle ve hayatlarıyla dalga geçemeyenler, kaskatı egoları ağır bir duvar gibi sırtlarında taşıyanlar, bu madde sizin için gelsin: Esneklik bedende değil, zihinde başlar.
  1. Yoganın Amerika kıtasında popülerleşmesine büyük katkı sağlayan Indra Devi, ulu şef Krishnamacharya’nın ilk kadın öğrencisidir. Başlangıçta kendisini reddeden ustanın günlerce kapısında yatmış, abidik gubidik saatlerde enteresan pratikler yaptırmasına ses çıkarmamış ve azmiyle öğrenci olmayı başarmış, daha sonra da Krishnamacharya’nın en yakın arkadaşlarından olmuştur.
  1. 2012 yılında New York Times’da yayınlanan bir makale, yoganın ciddi sakatlanmalara yol açtığını iddia etti. (Mesele bence yogaya artan ilginin sistemi tehdit edebilir oluşundan duyulan kaygıydı:Konuya böyle değinmiştim. ) Oysa 2007 yılında Amerika Ürün Güvenilirliği Komisyon Raporu’na göre kayda geçmiş yoga sakatlanma sayısı 7.000 iken aynı yıl 100.000 kişi GOLF oynarken sakatlanmış. Nasıl başardılar, ben de anlamadım. Yoganın Amerika’lı hırsıyla yapılıyor olmasına rağmen 16 milyonda 7000 de oldukça küçük bir oran.
  1. En ilginç gerçeği sona sakladım. Çok şaşıracaksınız: Yoga “poz”lara değil, nefese dayanır. Çoğu asana için esneklik ve güç gerekse de nefesi doğru kullanmazsanız hiç bir şey yapamazsınız. Mesela bandha meselesine bakabilirsiniz. Daha da ilginci; Spiritual Science Research Foundation’ın araştırmasına göre, 10 yıl yoga yapan bir kişinin elde edebileceği maksimum zihinsel temizlik oranı %5 iken, sadece pranayama ile bu oranı 8 yılda %10’a çıkarabilirmişiz. Hatta sıkı durun; enerji bedenin temizlenme oranı salt yoga ile 10 yılda maksimum %7, pranayama ile sadece 8 yılda %30! Sonra, “vay efendim bu kadar yoga yapıyorum, bir şey değişmiyor”, “vay öyleymiş gibi davranıyorum ama enerji bedenim hep aynı hep aynı,” demeyin, nefesi ihmal etmeyin.

Yazdıklarımı okuyorsanız azıcık karşı çıkın, yorumlayın, sataşın, ne bileyim like’ları artırın, bir şey yapın yahu, oturmaya mı geldik?

girls-914823_1920

Bu yazılar ne iş?

http://yogadergisi.com/yazarlarimiz/yazarlar/182-olgu-alibeygil/609-yoga-on-yargilariyla-mucadele-yontemleri 

Yaklaşın. Yoga bilmeyenlerin ön yargıları ile nasıl mücadele edebileceğinizi açıklayacağım.

Yogaya gönül verdiğimiz ilk günden beri, ister eğitmen olalım ister öğrenci, yoga hakkında hiç bir şey bilmeyenlerin ön yargılı fikirleri, geçtikleri dalgalar, saldırıları ile karşılaştık, karşılaşıyoruz. Gıcık oluyoruz, dişlerimizi sıkıyoruz ama bir “yogacı” sinirlenmemek zorunda olduğu (!) için o çok içimizden gelen tokadı atamıyoruz. “Ben altı yaşımdan beri” yoga yaptığım için bu yaklaşımlara çok maruz kaldım. Eh serde entellik ve etrafımdaki insanlar da bu minvalde olunca aşırı doz yüklendim. Neyse ki bazı  ön yargılar zamanla hafifledi ama bazıları da form değiştirdi, çoğaldı, yenilendi. Şimdi hepsine tek tek bakalım ve bu tarz yaklaşımlara karşı yanlış ve doğru tavırları karşılaştıralım.

  1. Yoga niye paralıcılar. Şahsen en sevdiğim grup bu. Hayatta kalmak için en çok ihtiyaç duyduğumuz şeye, suya oluk oluk para verirken, buna ses çıkarmazken neden yogaya para vermekten çekiniyorlar? Bu grubun içinde farklı yaklaşımlar var elbette ama kabaca üçe ayıralım: Yogayı din sananlarve spiritüel bir disiplin için para vermeyi gereksiz bulanlar (çünkü anneannesi de biliyor ya yoga yapmayı, isterse ondan öğrenecek), pintiler (fırsat sitelerinden kupon alıp stüdyolarınızı sırayla dolaştılar) ve pahalılıktan şikayet edenler (bir şey diyemiyorum).

Yanlış: Yoganın paralı olmasından şikayet edenlere karşı en yanlış yaklaşım bazılarınızın sık sık başvurduğu şu cümleler: “Ne yapalım, nasıl geçinelim?” “Stüdyo kirası ne kadar biliyor musun sen?” Bakın bunlar doğru değil, çünkü daha karşınızdaki insan henüz sizin yoga eğitmenliğini neden meslek olarak seçtiğinizi, niye stüdyo işlettiğinizi falan anlamış değil. Bir geçim sağlama yolu olarak yoga anlamsız geliyor. Kurumsal hayatı bırakıp yoga eğitmenliğini seçmiş olmayı hayalperestlik olarak görüyor (ki artık biraz da öyledir).

Doğru: Yogaya verilen paranın bir teknik öğrenmek için olduğunu belirtin. Teknik dediysem, “yoga spordur” isimli tehlikeli suya dalmadığımı belirteyim. Bir yaşam şekliyse yoga, tekniği de vardır elbet. Sadece aşağı bakan köpek değil, satya da teknik ister, ahimsa egzersiz ede ede kazanılır, sauca için yapılması ve yapılmaması gerekenler vardır. Yoga bir bilgi birikimidir ve siz bu bilgiye erişmiş, hâlâ da çalışmakta olan alimler olarak bilginizi aktarma işini bedavadan yapmak zorunda değilsiniz. Neden? Çünkü kapitalizm bunu gerektirir. Sistemi reddederek değiştirmek de olası değildir.

Peki gerçekten pahalı mıdır ve neden? Gerçekten ucuz değildir, nedenlerini de biliyorsunuz, anlatıverin.

  1. Doğudan gelen şey bilimsel değildirciler. Evet bu konu mühim. Arkasında yüzlerce yıllık oryantalist geleneğin yükünü taşıyan bu ön yargı da oldukça yaygın. Neyse ki yoganın faydaları üzerine yapılan bilimsel çalışmalar (ki bunları bir kitapta topluyorum, çok yakında!) bu yargıyı yıkmakta.

Yanlış: “Bilimsel olmak zorunda mı?” “Nazar da bilimsel değil, ama inanıyorsun?” yaklaşımı. Yahu ne yaptınız? Yogayı bilimden kopardınız, doğu-batı savaşına daldınız. Saçmaladınız.

Doğru: Kendi varlığı hariç her şeyden şüphe duyan şeye bilim denir. Bilimsel yaklaşım şüphecilik gerektirir. O nedenle yogaya karşı şüpheyle yaklaşılması da doğaldır fakat buradaki sorun, doğudan geldiği için ispatlanamaz inanışlar içerdiğine ilişkin ön yargıdır. Avrupa’nın doğusundaki ülkeleri ele geçirip sömürmek için onsekizinci yüzyıldan itibaren başlattığı koloniyalist akım doğulu olanı mistik, egzotik, bilimden uzak olarak tanımlamış, bastırmıştır. Edward Said’in oryantalizm tanımını/kitabını okumanızı öneririm. Bu baskılama ve sömürme yöntemini pek güzel anlatır. Kelimeyi literatüre kazandıran da kendisidir. Oryantalizm bitmiş değildir ama form değiştirmiştir. Uzun ve derin bir konu, ayrıca değiniriz fakat doğuda mı batıda mı olduğu müphem bir ülkenin insanlarının hem de bu devirde oryantalizme soyunması gülünçtür. Biraz bu konuda derinleşip tartışabilirsiniz. (Konuyla ilgili, bir ders için yazdığım makalenin taslağına göz gezdirebilirsiniz mesela; https://yolyoga.wordpress.com/2016/04/20/yoganin-antropolojisi/ )

Beynin iki yarısının eşit çalışmasından, dünyanın da doğu batısının birlikteliğinden, birinin diğerini bastırmasının arkasında sadece para olduğundan falan da dem vurabilirsiniz. Ne kadar kafa karıştırırsanız o kadar iyi.

Yoga ile uğraşırken batılı bilim adamı, düşünür ve psikologlardan destek almak da istiyorsunuz haklı olarak. Fakat bir Jung’a takıldınız kaldınız arkadaş. Dimağınızı biraz daha genişletmek için araştırmanızı öneririm. Örneğin Spinoza’dan daha çok destek bulursunuz, benden söylemesi. Keza dekonstrüksiyon öğrenebilirsiniz. Bilmiyor, öğrenmek istemiyor ya da bulamıyorsanız, bazı arkadaşların yaptığı gibi “ya şimdi Adler’den girer Barthes’tan çıkardım, anlamak için Lacan’ı yiyip yutman gerekirdi ama şimdi girmeyeyim,” falan gibi bir kıvırmayla işin içinden çıkabilirsiniz.

Bütün bunlara rağmen karşınızdaki nuh diyor peygamber demiyor mu? Yürüyün gidin uzak ufuklara doğru.

  1. Ay ben öyle oturamam, oo ben bu hareketleri yapamamcılar. Yoga duyar duymaz jnana mudra yapıp “omm” diyen fotocelli arkadaşlardan bıktık, değil mi? Bu arkadaşların gözünün önüne gelen şekil padmasana’da gözleri kapalı oturmuş bir figürdür. Boş boş oturmak diye tabir ettikleri meditasyonun hareketli bir versiyonu olduğundan bihaber bu arkadaşlar şimdilerde de instagram’da sergilediğiniz ileri yoga asanalarını görüp ürkmekte, yoganın bu ikisi arasında bir yerlerde olabileceğini düşünmemektedirler. Haklılar.

Yanlış: Komple instagram, facebook hesaplarınızda paylaştığınız aşırı asana resimleri. Yoga “pozu”nu poz vermek olarak algıladığınızdan şüphelenmeye başlıyorum.

Doğru: Meditasyon oturuşunun hedef, final olduğunu açıklamalısınız. Hepimizin oraya varmak, orada rahat kalabilmek için debelendiğimizi öğretmelisiniz. Abidik gubidik, aşırı yoga asanalarını sergilemekten vazgeçmeyeceksiniz biliyorum. Seviyor, güzel görünüyorsunuz, paylaşmak egonuza iyi geliyor, tamam. Ama o zaman “neydim, ne oldum” tarzı bir yaklaşım sergilemelisiniz. İleri asananın altına kimsenin anlamadığı iki dize döktürmek yerine hikayesini yazabilirsiniz; “yıl bilmem kaçtı, daha öne eğilip ayakkabılarımı bağlayamazdım, x yılda düzenli pratikle bu hale geldim, siz de yapabilirsiniz,” gibi. Ya da ortalama asanalardan şaşmayacaksınız. Bir savaşçının asaletini, yukarı bakan köpeğin vizyonunu, bir vrksasananın güçlü dengesini göstermekten çekinmeyeceksiniz.  Hasbelkader  yoga biraz yaratıcılık uyandırdıysa içinizde, en basit asanayı bile harika bir kompozisyonla sergileyebilirsiniz. Var böyle arkadaşlar, sanatçı oldular resmen, feyz alın.

  1. Yoga bilgisi Recep İvedik’in taytına, Cem Yılmaz esprilerine sıkışıp kalmışlar. Doğrusunu yanlışını bilmem; ağzının ortasına çakın iki tane.
  2. Aa sen yogacısın niye sinirleniyorsuncular. Bakın bunu uzun uzun tartışmamız gerekir. Yoga yapan öfkelenmez, üzülmez, nefret etmez, dedikodu yapmaz (hadi canım, hahah)… Yoga yapan sadece sever, hep mutludur, böcektir, kuştur… Arkadaşlar bunlar nereden çıktı, bileniniz var mı? Kendimizin de inandığı bu saçma fikirlere nereden kapıldık, kim kandırdı bizi?

Yanlış: Öyleymiş gibi davranmaya çalışmak. Et yediğini, sigara içtiğini, öfkelendiğini saklamak. Yani kendine ve herkese yalan söylemek. Yoga bilmeyenden daha cahil olduğunun farkında olmamak, bir yerde patlayıvermek, ortadan ikiye ayrılıvermek.

Doğru: Öncelikle anlamaya çalışalım, neden böyle düşünüyorlar/düşünüyoruz? Bu tuhaf fikirlerin kökenini araştıralım. Bu yalanları yazan kitapları yakalım, söyleyen ağızları kapatalım. Sonra kendimiz anlayalım; yoga sadece belli bir şekilde hissetmek, belli bir doğrultuda hareket etmeye çalışmak değil, hayatın HER ŞEYİ kapsadığını kabul etmek demektir. İçinizdeki şeytanla karşılaştınız diye o şeytan yok olacak demek de değildir. Ha yok olabilir, tavrını değiştirebilir amma bu da iki günde gerçekleşmez ablacım. Salt sevgi böcüğü olmak için basamak basamak ilerlemiş, sınırlarınla uğraşmış (buna kısa hamstring’lerin kadar normatif düzeni mesele etmen de dahildir), üstüne bir gün çat diye aydınlanmış olman gerekir. Öyle biri değilsin, böyle giderse de olamazsın. O nedenle yalan söyleme, neysen o ol. Millete de anlat ki adamı sinir etmesinler, benim gibi doğal birini görünce hemen dudak büküp eleştirmeye kalkmasınlar.

Son olarak, bu ön yargıların yogaya zarar verdiğini düşünüp sızlanmayın. Zarar gören yoga olmaz, yoga sektörü olur, sizin egonuz olur. Yoga sektörünün zarar görmesi ile ego meselesine de ayrıca çakacağım iki tane. Bi bitmediniz. Sağlıcakla kalın.

yoga-onyarg

Bu yazılar ne iş? 

#28gunyoga 2. gün

İyi ki asosyalleşelim dedik… Ya da; zaten asosyaliz, dibine batalım da iki satır yazı yazabilelim istedik. Henüz başaramıyoruz ay parçalarım. Evde bile duramıyoruz ne hikmetse. Gece yatısına kalmalar mı dersiniz, sabah kahvaltılı toplantılar üstüne mecburi ofis ziyaretleri mi, yok efendim okula gidip tez danışmanı kovalamalar mı… Arada, yolda belde fit fit whatsapp gıybetleri, efendim feysbuk laykları, laf yetiştirmeleri falan, akşamı ettik. 

Harala gürele teklif yaz, iki üç sayfa iş yap, mail cevapla derken ben hala yaratıcılık sadhanama başlayamamış gibi hissediyorum minnoşlar. Fakat aklıma gelen deli deli fikirleri sürekli not alıyorum. Bakalım sonunda ne çıkacak.

Yogaya gelince, akşam üstü artık kurumuş matımı serip üstüne oturdum. Sordum kendime, bugün canın ne istiyor… Dedi ki savaşçı. Hem de ikincisinden. Kalktım durdum savaşçıya. Bir sağdan bir soldan, arada iki padottanasana, hadi bi daha… Ben genellikle akışlı nakışlı yoga yapıyorum, gül dikenlerim. Yin dışında en çok “durduğum” asana aşağı bakan köpek oluyor, orada dinlenmeye bayılıyorum, bunu da derslerimde böylece ifade ediyorum. Yoga arkadaşlarım kızıyor bana, “lan bunun neresinde dinlenicez,” diye isyan ediyorlar. Ne bileyim, benim için eve dönmek gibi, aşağı bakan köpüş. Bugün ikinci savaşçıda dinlendim; köklenince doya doya apana vayu hissettim, göğüs kafesimi genişlete genişlete parana vayu’ya yelken açtım, başım göğe erdi viyanaya vayu ile tavan yaptım. Sağdan soldan ikinci savaşçının nektarını içe içe savasana’ya vardım, kalp çakralarım. Gece yalnız kaldığı için içerlemiş köpek hanımı da matıma (mecburen) misafir edip  ilk defa bir şey denedim, kendi kendime yoga nidra yaptırdım. Tabi kafa dağılmasın diye jet hızıyla içimden kendime nidra yaptırırken ne olduysa uyuyakalmışım. Derin derin dinlenmişim.

Sonracığıma, aslında okulda örtmenimi beklerken aşağıdaki dergiyle karşılaşıp kurcaladımve karşıma benim için anlamı büyük bir metin çıktı. Buraya da not düşmüş olmak için koyuyorum, cankuşlarım. Ha bu tuhaf sıfatlar da ne, ben nerden senin gül dikenin oluyorum, falan derseniz… Şimdilik ifşa etmeyeceğim tez konum münasebetiyle okumak zorunda olduğum kitaplar yüzünden, son sevgi bükücülerim, beni onlar bozdu.

Ya bir de… Erkeklerde şu son moda dar ve kısa paçalı pantolon, altına çorapsız makosen modasını hiç beğenmiyorum. Bizim okulun gençleri trendy, hepsi öyle öyle giyinmiş gelmiş, doz aşımına uğradım. Çirkin be.

IMG_8650

IMG_8648 (1)

#28gunyoga – 1. gün

Yeni ay kutlu olsun.

28 günlük sadhanamı sevinçle başlattım.

IMG_8623

Sabah bu yolculuğun şans yoncası önüme düştü. Hemmen kopardım tabi. Dört yapraklı yonca dalında değil, ben koparınca güzel. Evet.

Sonra Özlemciğimin verdiği fıstık çamımı ektim. Ektiğim niyetimin vücuda gelmiş hali olsun diye.

IMG_8633

Kuş tüyü de eksik olmadı tabi, onu da dikiverdim.

20 dakikalık bir toprak akışı yaptım. Yeni ay ya, insanın fazla hareket edesi gelmiyor. Bittabi sıcak tabi. Klima almaya direniyorum, gerçekten ekolojik olanı yapılana kadar vantilatör eşliğinde yaşamaya devam.

Bir de güzel yoga nidra tabi. Yoga nidrasız yeni ay düşünemiyorum 🙂 Uzun süredir Shiva Rea’nın ya da kendi sesimi kaydettiğim nidraları yapıyordum. Bu sefer değişiklik olsun diye aranırken şunu buldum. Eh, yoga nidrayı da Satyananda Saraswati’den öğrendik zaten. Onun sesiyle yapmanın keyfi ayrırymış.

 

İlgili projemin etrafında dolanıp başlamazken, var olanlar üzerinde ilerleme kaydettim. Ay bir de saatlerce yerimden kalkmadan çalıştım. Daha akşam olmadan, geç de kalktığım güne ne çok şey sıkışmış.

Öyleyse akşamki sosyalleşme aktivitesine kadar Zemberekkuşu’nun Güncesi’ni kucaklayıp mırmırlanma vaktidir. Birazdan Fındık Hanım serildiği yerdeki güzellik uykusundan kalkıp sokağa çekiştirecek zaten!

IMG_8641

 

#28gunyoga – Hazırlık

Aradığım fırsatı buldum! Bir kaç haftalık bir yoga sadhana daha patlatsam diyor, bir türlü kendimi motive edemiyordum ki, sevgili Pınar Üstün’ün, yine çok sevgili Defne Suman’dan kaptığı meşale ile #28gunyoga dımtısdımtısına başladığını öğrendim (burada dımtısdımtıs, Türkçe tam karşılığını bulamadığım “challenge”ı ifade ediyor). Baktım bu yeni ay da aslan yeni ayıymış, kendime yakışan budur, diyerek biniyorum trene…

Tabi her şeyi kitaba uyduracağız ya, caanım Shiva Rea’nın hocalık eğitiminde bizlere verdiği yoga sadhanalardan birini seçtim. Sadhana, tam karşılığı olmasa da pratik demek. Pratik, yapma eylemini içinde barındırırken sadhana daha çok “olmak, olmasına izin vermek” gibi bir anlam taşıyor. Öğretmenimin bir aylık süre boyunca yapılmasını (olmasına izin vermemizi) önerdiği sadhalar çeşit çeşit. Örneğin Hatha Sadhana, hayatında biraz denge isteyenler için, Vira sadhana, biraz ateş isteyen, hayatı biberleme arzusu taşıyanlar… Bhakti Sadhana, hayatında sevgiye biraz daha yer açmak isteyenlere. Sağlık sadhanası, adı üstünde yoga pratiği yanında değişik terapiler de katmak, Shanti Sadhana biraz dinlenmek, kendini dinlemek isteyenler için. Ben ise Yaratıcılık Sadhana’sını seçiyorum. Çünkü bu süreçte bitirmek, en azından başlamak istediğim projelerim var.

Her bir sadhana için önerilen pratikler, sunaklar, meditasyonalar, mantralar da mevcut. Fakat farkettim ki, bu kadar kitaba uydurmaya çalışınca bende ipin ucu kaçıyor. O yüzden sadhananın ilk kuralına dönüyorum:

Sadhana’nın ilk kuralı; neredeysen oradan başla!

Sunak yapılacaksa, kendiliğinden yapılsın. Mantralar içeriden gelsin, hedef asana da olmasın mesela, ama bol bol yoga nidra yapılsın. Mat zorunluluğu kalksın (zaten hepsini köpürte köpürte yıkadım, günlerdir kurumuyor). Olduğum yer şimdilik bu.

Yine de kitaba uygun kalmak istediğim konular var. Mesela niyetimi belirlemek, yaratıcılığı körükleyecek şeyler yapmak (her gün bol bol yazmak mesela, ya da haftada bir kendimi “sanatçı randevusu”na çıkarmak) ve sonuna kadar trenden inmemek…

Hadi bakalım, yarın başlıyoruz. Merak edenler için yaratıcılık sadhanası için Shiva Rea’nın önerilerini aşağıya ekliyorum.

Living Sadhana Program – Creative Sadhana

Altar, Symbols –  Vital and expressive colors and images; Siva-shakti or Shakti or images of your own creative inspiration

Asana-KriyaMudra Pranayama – Solar and lunar peak poses, prana yoga movement meditation, mat-less practice, movement kriyas, exploration of all mudras and pranayamas

Rhythm of Practice – 3 days Hatha, Vira and Shanti) 3 days Prana yoga

Meditation and Mantra – Bija mantras of chakras

MentalEmotional Patterns –  Freeing judgement, limitation  (Buna uyacağım)

Relationships Family Patterns – Creating space for self expression for others and yourself. (Buna da)

Health Cultivation – Exploring the vital creativity of one’s life-force and energy. (evet bu da)

Önerilen yol haritası:

Creativity Sadhana: Culivating your Creative Flow

This 30-day program is to become centered in your heart essence. These are suggested guidelines that you will adapt to your body-life. These are suggested guidelines that go along with your Living Sadhana Preparation Sheet. These are the suggestions that you will adapt to your body-life.

Aim: To liberate your the inherent creativity to enhance your life-energy and manifest your potential. (Şahane)

Sankalpa: A Sankalpa is a short potent declaration of your intention or dedication for the sadhana period that becomes a steady navigational compass during your 30-day sadhana. WRITE YOUR SANKALPA AFTER REFLECTING ON YOUR PROCESS AND DIRECTION IN THE WORKSHEET Examples: I am dedicated to surrender to my dance everyday to awaken my connection to the Great Dance within Shiva/Nataraja. (Done)

Purpose and Goals: This is a reflection on why you are choosing this sadhana. Write the 3-4 foremost reasons and the goals for your sadhana. The goals should be realistic and can be open ended. (Done)

Samskaras and Shadows: What are the obstacles that arise for you in cultivating your creativity? What are the types of challenges on an inner and outer level that may come up? What awareness, support and “counterpose” can help your transform that samskara of pattern? Most of all remember to just return to the process. Be diligent and your own best friend simultaneously. (Onlar kendini biliyor – ben de biliyorum)

Opening Ritual & Altar: Create your altar or renew your current altar. Clean the Space for your practice and set-up your supplies (incense, lighter, etc.). You can activate your altar in a specific way for each sadhana with relevant pictures-murtis-symbols (images of the Divine), sacred objects and specific colors of cloth, flowers and candles. Keep your altar simple but potent as a reflection of your inner being. The art of altar making is part of the process. For Vira Sadhana, the fire element is the transforming element so orange-red is a great color for cloth, candles, or a ghee lamp. (Ritüel tamam da altarım yok şu anda)

Asanas, Kriyas, Pranayama, Mudra Suggested asanas: Solar and Lunar peak poses, prana yoga, matless practice Kriyas: Movement kriyas Pranayamas: explore all pranayamas Mudra: explore all mudras

Meditation: Bija mantras of chakras, movement meditations (O zaman dans, o zaman renk)

Yogic Texts/Reading: Choose a relevant yogic text or book that is either from your reading list during the teacher train ing or your own library. Let the study of this teaching be part of your transformation and self knowledge. You can read a page or a chapter per day except on your rest day when all is optional. Example: Bhagavad Gita as a sacred text during the Vira Sadhana. (Murakami okuyacağım ben. Sonra da Tanpınar’ın Huzur’unu)

Living Yoga Sadhana; This is the area to integrate according to your capacity. Some people will feel it is enough to activate their sadhana and will be overwhelmed at initiating life-style changes. Others will have a great appetite to embrace the whole process. Below are suggestions for integrating your living yoga sadhana. Choose one primary pattern to transform during the sadhana. When that pattern arises, investigate the regressive effects and apply what you learn about yourself. (Tamam)

Mental-Emotional Pattern: What thought pattern, way of thinking, or too much thinking, view of yourself, body, relationship, world is calling to be transformed? (Evet)

Relationships/Family: What can be enhanced-developed in your relationships with others particularly your family? (Hmm asosyal olsam?)

Space and Actions: How can your your personal space (home, car) be revitalized during your sadhana? How is this reflected in the quality of your actions. (Kendimi sıcaktan nerelere atacağım mesela…)

Health Cultivation: What is one practice that you could integrate that would be enhanced by the spirit of your sadhana and support your health and vitality. (Kahveme falan karışmayın)

Seva: What is one practice of service (deed, speech, formal, informal) that you could integrate that would be enhanced by the spirit of your sadhana and support your health and vitality. (Bakacağız)

Spiritual Offering: As the final preparation for your sadhana, how does your sadhana relate to your evolution as a spiritual being. Ultimately, we do not take handstand with us so what is the underlying process of your sadhana. (Spiritüellik içimizde)

Yarın görüşmek üzere 😉

44cc3bad7d02b1ec092ae3bef3761dc9

%d blogcu bunu beğendi: